Menu

BAŞ ÖĞRETMEN (2.Bölüm)


15

Tatil bitti. Biz kazananlar gururla geldik okulumuza. Yatakhanelerimize ve dolaphanelerimize kaşları kalemle çizilmiş İclal Hanımın önünden geçilerek gidildiği için mutlaka ona kendimi göstermeliydim. O artık bizim aile dostumuzdu. Halamın en yakın arkadaşıydı.

İlk gün dolaplar katlandı ve yerleştirildi. İclal Hanım beni, yatakhane hademesi Nuriye Hanıma emanet etti. Artık iyiden iyiye emanettim.

Yataklar seçildi. Oda çok büyüktü, elli adet yatak alırdı. İlk gecemde pijamalarım ile yeni hayatıma başlarken, yatakhanenin kapıları kilitlendi. Odada büyük bir Hıçkırık korosu vardı. Hatta o kilitlenen kapının ardından kendini yerden yere atıp parçalayanlar bile oluyordu. Ben ise güçlü bir Askerin kızı ve minikler judo şampiyonuydum. Üstelik bu imtihana girmeyi ben istemiştim. Ayrıca koskoca İclal Hanım, Nuriye Teyzeye kısaca Nuriş’e emanet etmişti beni. En yakın arkadaşım da yanımda idi. Bebekler gibi ağlayamazdım. Sadece sessiz sessiz, hiçkimseye çaktırmadan...

Başka arkadaşlarım da olacaktı kendime çok yakın hissedeceğim. Elif , Zeynep, Sibel, Aynur, Kumru, Pelin, Hulya ve gidenler gibi... Erinç vardı giden arkadaşlarımdan. İlk önce biz üçümüz dolaşıyorduk. Diğeri sevgi idi: komünistin kızı, güzel gözlü balerin...

Bir gün, okulun bahçesinde ki bekleyişlerimden birini yaşarken, babamın İstanbul’dan gelemeyeceğini öğrendim. sevgi’in babası bana şefkatle yaklaştı. Galiba başımı yaslamış, sessiz sessiz ve çaktırmadan... İclal Hanım, duruma şahit olmuştu.

Evet! sevgi denilen, komünistin kızı ve ailesi Alev’e zarar verecekti. En iyisi bu kızı baleden bırakmaktı. Çünkü Alev İclal Hanıma emanettir.

- sevgi senin için iyi bir arkadaş değil. Onunla görüşme artık. Zaten şimdi gündüzlüde olacak. Yasak; anladın mı yasak! Yaş dokuz...

sevgi ile konuştum bu konuyu. Çok anlayışlı ve olgun bir kızdı. Ama bir oyun oynamaya karar verdik. Arkadaşlığımızı aynen sürdürecek, fakat kimseye söylemeyecektik. İnsanların önünde küs gibi yapıp gizlice buluşacaktık. İclal Hanım’ın kulağına gitmemesi için Nuriş’e bile söylemeyecek, belli etmeyecektik.

Sabah erken saatlerde, herkes kahvaltıya inerken ben balo salonuna inerdim. sevgi poğaça getirirdi. Kaloriferin önünde kahvaltı yapardık. Ders aralarındada okulun bahçesinde ki artık çalışmayan okul servisinin içine girerdik. İçi çöplerle dolu olan bu serviste, “Tekbel amca tekbel amca burnu kanca elinde tabanca dişinya dişinya” oynardık. Bu çok yasaktı. Tabi ki çocuk olduğumuz için yakalanmalarımız oldu. Artık sevgi’in süresi dolmuştu. Her sene sonu yapılan imtehanlarda hayatlara kıyılırdı. Kalçası kapalı olduğu için onunda hayatına kıyılmak istenmişti. Balesine kıyılabilinmişti. Ama o doğuştan sanatçı idi.

sevgi okuldan çıkarıldıktan sonra, ona mektuplar yazmaya başlamıştım. İyiden iyiye devrimciydim artık. Mektuplarım açılıyor, ailem tarafından nasihatlar ediliyordu. Fakat taş gibi Alev’e hiç işlemiyordu. sevgi annesi ile Kayseri’ye taşınmıştı. Annem Bir Şubat tatilinde beni sevgi’in yanına götürmek zorunda kaldı.

Alev önüne koyulan tüm engelleri aşmalıydı, küçük muharebeleri kaybetmek, nihai savaşı kaybetmek anlamına gelmiyordu. sevgi ile olan arkadaşlığını hiçbir zaman bitiremeyecekti.

Bitiremedi de... Yıllar sonra sevgi tekrar deneyecekti Ankara Devlet Konservatuarının Tiyatro Bölümünü. Ama orada hiçbir şey değişmemişti. İclal Hanım hala müdür muavini, Alev’de hala bale öğrencisiydi ve korunuyordu.